Eşref Armağan 1953 yılında İstanbul’da doğan görme engelli dünyaca ünlü Türk ressamdır. Hiçbir zaman gün batımını, baharda yeşeren, çiçek açan doğayı, renklerini göremedi. Tuttuğunu koparan, mücadeleci kişiliği ona, duygularını dile getirebilmek için ses, bir anlamda da görmek için göz kazandırmıştır.
Yaşamı boyunca görmediği nesnelerin maket modellerine parmak uçlarıyla dokunarak onları başarıyla resmetti. Eşref, ne çocukken ne de yetişkin çağda hiçbir sanat öğrenim görmedi. Kendi kendine yazmayı öğrendi. Eşref, bütün gün babasının dükkanında baca boruları keserek babasına yardım ederdi, boş zamanını da resim çizerek geçirirdi. 6 yaşındayken kalem ile kağıt üzerine çizmeyi, 18 yaşında ise önce parmakları ile kağıt üzerine, sonra da kartona yağlı boya ile resim yapmaya başladı. Yağlı boyadan akrilik boyaya ve tuvale geçti. Elleri artık onun gözleri olmuştu. Görmemesine rağmen çizdiklerinin bu denli gerçeği yansıtması, resim yapmanın onda bir tutkuya dönüşmesini sağladı.
Hiç görmediği nesneleri dokunduktan sonra resmedebilme yeteneği nedeniyle Harvard Üniversitesi nöroloji bilim dalından profesörler kendisinin beyin fonksiyonlarını incelemiş, bunun sonucunda Eşref Armağan’ın bir nesneye dokunduğunda beynindeki görülen cisimlerin algılanması ile ilgili bölümün harekete geçtiğine şahit olmuşlardır. Hakkında ünlü İngiliz bilim dergisi ‘New Scientist’te makale yayınlanmıştır.
Makaleyi buradan indirebilirsiniz.
NTV Radyo da yayınlanan Başka Bi Gözle programında Eşref Armağan ile yapılan röportajı buradan dinleyebilirsiniz. (15. dakikadan itibaren) Eşref Armağan bu röportajda nasıl görme engelli olduğunu öğrendiğini, nasıl çizmeye başladığını, renkleri nasıl seçtiğini, görme engelli için perspektifi ve ilginç ayrıntıları anlatıyor.






