Eğitim fakültelerinde oluşan kız egemenliği ezici bir farkla gözler önündedir. Ülkede öğretmenliğin, kadın mesleği olduğuna dair bir algının var olduğunu ve zaman içinde de gerçekten böyle olduğunu görmekteyiz.
”MEB’in 2015-2016 eğitim yılı verilerine göre, örgün eğitimde 993 bin 794 öğretmen görevli. Öğretmenlerin 447 bin 958’i erkek, 545 bin 836’sı kadın.” Yani kadın öğretmenlerin sayısı erkek öğretmenlere göre 100 bin daha fazla ve bu sayı azımsanmayacak kadar çok. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün ‘Kim Öğretmen Olmak İster’ adlı çalışmasına baktığımızda ise gelecek yıllarda da kadın öğretmen egemenliği devam edecek gibi görünüyor.
Ülkemizde şuan çalışan kadınlar, hem ev işlerinin ve anne olmanın hemde iş hayatının verdiği ağırlığın üstesinden gelebiliyor lakin her işini tam istediği gibi yaptığı söylenemez. Çünkü bunun için insanüstü bir gayret gerekir. Kadınların iş hayatında olması muasır medeniyetler seviyesine çıkabilmemiz, gelişebilmemiz için gereklidir, hatta zorunludur ancak zor şartlar altında çalışan kadın, aynı zamanda evde çocuklarına, eşine iyi bir yaşam sağlayabilmek için kendinden oldukça ödün veriyor kelimenin tam anlamıyla ‘Canını dişine takıyor’ çok çabuk yıpranıyor ve sağlığını da kaybedebiliyor. Ancak evinde bir yardımcı bulundurabilen, çocuklarına bakıcı tutabilen kazançlı bir iş sahibi, meslek sahibi kadınlar, çalışma hayatının avantajlarından yararlanabiliyorlar.
Tüm bu zorlukların yanında öğretmenlik; çalışma şartları açısından, tatilleri ve çalışma süreleri açısından ilgi çeken; zamanı ve gücünü yettirmekte, kimi zaman tükenen kadın için ilgi çekici bir meslektir. Ülkemizde ne yazık ki hamile kadınların çalışma koşullarının diğerlerinden farksız olması; çoğu zaman destek görmemesi anne adayları için çok yorucu bir süreçtir; fakat öğretmenlikteki doğum için verilen ücretli izinlerle beraber öğretmenliği kadınlar için daha ilgi çekici yapmıştır. Ek olarak araştırmalara göre kadınların ilkokul öğretmenliğinde erkeklere nazaran daha başarılı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bana göre kadınlık-annelik içgüdüleri, daha yumuşak ve empati kurabilen canlılar olmasına bağlanabilir. Tabi bu tip imkanların yanında öğretmenlik inanılmaz sorumluluk gerektiren toplumun en kıymetli yapı taşını işleyen ona şekil veren meslektir. Beraberinde getirdiği sorumluluk belkide diğer mesleklere göre en ağır olandır. ”Öğretmenler, Altın Kanatlı Kelebeklerdir. Çiceklerin Arasından Hic Yorulmadan, Devamlı Uçarlar. Çiçeklerine Toz Kondurmamaya Calışırlar.”

